Değişen Dünya’ya ayak uyduramayan eski yönetim sistemlerinin yerine tam bağımsız, özgür ve kargaşadan çok uzak yepyeni bir sistem olan ‘Mutlak Halk Egemenliği Sistemi’ ile karşınızdayız.

MUTLAK HALK EGEMENLİĞİ SİSTEMİ:

Halkın her birinin istediği taktirde yönetime birinci dereceden katılabildiği, yönetimin ve devletin en kıdemli kişilerinin, alanında uzman olanlardan ve her zaman ilerici ve bilimden yana olanlardan oluşan günümüz ve gelecek dünyasına en uygun olduğu düşündüğümüz yönetim sistemidir. Halkı temsil eden milletvekilleridir ve birileri tarafından yönetilen partiler değildir. Ve bu günümüz siyasetinde hiç görülmemiş olan “bağımsız egemenlik” kavramından söz etmemizi sağlamış bulunuyor.

Parlamenter sistemde meclis farklı düşünce ayrıklıklarıyla bölünmüştür, çünkü her partinin kendine özgü ideolojisi vardır, bu ideoloji üzerinden halkı etkilemeye çalışıp (kendi yanına çekemeye çalışıp) iktidara gelmeyi amaçlar, iktidara geldiğinde yandaşlarını arkasına alarak kendi ideolojisini halkın kalanına dayatmaya çalışır.

Bu ideolojinin oluşma nedeni kitleleri kolayca etkisi altına almaktır, bu aynı zamanda halk arasında ideoloji bölünmesi yaratır ve huzursuzluğa yol açacaktır, yönetimde de gündelik yaşamda da kavga olacaktır.

Bu nedenle parlamenter sistem fanatikleştirir, huzursuzluk yaratır, tehlikelidir ve asla tam demokratik değildir çünkü bir parti belli bir çoğunluğu elde edince halkın ve meclisin kalanına kendi düşüncesini dayatır.

İki zıt parti seçime girdiğinde kazanan A partisi %51 B partisi %49 almıştır, sonuç olarak A partisi seçimi kazanır ama A partisine oy vermeyen B partisi seçmeni de A partisinin ideolojisine göre yönetilmek zorundandır, bu noktada adil bir demokrasiden söz edilemez.

 

Bu sistemde partiler ile bölünmüş ideolojiler, liderler olmadığı için hem ideolojik bölünme ve bunun getireceği huzursuzluk hem de monarşiye ya da diktatörlüğe dönüşme tehlikesi olan bir iktidar olmayacaktır.

Bu sistemde devletin başında tek bir lider yoktur, yönetimin tekelleşmesi ve kötüye kullanım (dikta rejimi) imkansız hale gelecektir.

Bu sisteme göre her bakanın belli görevi vardır ve diğer bakanlardan üstün ya da yetkisiz değildir, örneğin eğitim ile milli eğitim bakanı ilgilenir, tarım işleri ile tarım bakanı ilgilenir, bu bakanlar kıdemle yükselip o makama gelmiş o makam için eğitim almış olmalıdırlar. Bakanlar mutlak karar mercihi değildirler, bakanlar yasaları uygulama ve bu uğurda insiyatif gösterme yetkisi olan kişilerdir. Bakanlıkların değiştirilmesini düşündükleri konular hakkında meclise önerge sunma hakları vardır. Bakanlıkların, eğer kendi alanı için yanlış gördüğü ve değiştirilmesini düşündüğü bir konu olursa neden değiştirilmesi gerektiği ve nasıl düzeltileceği hakkında detaylı bir rapor hazırlayarak anayasa mahkemesine sunması olasıdır, anayasa mahkemesi inceler eğer anayasaya aykırı bir istek değil ise meclise önerge verir, meclis oylar ve kabul edilirse tekrar anayasa mahkemesine gönderir anayasa mahkemesi onaylarsa verilen önergeye göre yasa, tüzük ya da kararname olarak geçer.

Devletin başında hiçbir zaman cumhurbaşkanı, başbakan gibi tek bir üstün karar organı yoktur. Yasalar büyük millet meclisi tarafından yapılır, ilgili bakanlıklara iletilir, bakanlıklar tarafından uygulanır. Eğer meclisten mantıksız, kötü amaçlar için kullanılması mümkün olan ya da gereksiz bir yasa çıkarsa bakanlıkların yasayı anayasa mahkemesine sunma hakkı vardır, anayasa mahkemesinde tartışılır eğer mahkemeden yasayla ilgili olumsuz karar çıkarsa ilgili bakanlık tarafından veto edilir. Meclis üyelerini halk seçer, bakanlıklar tepeden tırnağa ilgili alana hizmet etmek, yönetmeyi düzenlemek için eğitim almış kıdeme dayalı birimlerden oluşur.
Partiler yoktur, her ilden seçim zamanı milletvekili olmak isteyenler aday olduğunu açıklar en fazla oy alan ilk üç aday büyük millet meclisinde milletvekili olarak göreve başlar, her adayın akademik diploması olması ve halk için düzeltmek, değiştirmek ya da gerçekleştirmek istediği konu hakkında tez yazmış olma zorunluluğu vardır, (yazdıkları tez öncelikle anayasa mahkemesi tarafından incelenir sonra halka sunulur, hiçbir aday ülkenin birlik ve bütünlüğüne ve anayasaya aykırı tez sunamaz bunun propagandasını yapamaz. eğer sunduğu tez bu özellikleri taşıyorsa ilgili yasalar tarafından fiili suç işlemiş gibi ceza alır, adayların daha önce hiç kesinleştirilmiş ceza almamış ya da devam eden bir davası olmama zorunluluğu vardır, mahkeme sonlanır da suçsuzluğu kanıtlanırsa aday olabilir.) seçim zamanı halk millet vekili adayının bu cv´sini inceler ve fikirlerini ve kariyerini en taktir ettiğine oy verir.

 

Partiler olmadığı için mecliste zıt görüş kavgaları düşünce sivrileşmeleri de yoktur, çünkü partilerin ana düşünceleri vardır ve herkes için temsil olamazlar. Belediyeler, büyük millet meclisine kendi ilinden giden milletvekillerin çıkarttığı kararlarla yönetilir, belediye başkanlıkları da mutlak karar merkezi değildir, büyük milletler meclisinden çıkan kararlarla yönetilir, milletvekilleri -bakanlıklar için çıkardıkları yasalar ayrı ortam olmak üzere- kendi illeri için her ay toplanmak zorunda ve yılda en az 3 kez kendi seçildiği ili için karar çıkartmak zorundadır, buradan çıkan kararlar ilgili belediyelere gönderilir ilgili belediyeler bu kararlara göre insiyatif ile yönetmek durumundadır. Bakanlıkların olduğu gibi belediyelerin de önerge sunabilme yetkisi vardır, önerge anayasa mahkemesi tarafından incelenir bir aykırılık yoksa eğer meclisteki il temsilcilerine (o ilden çıkan vekillere) gönderilir ortak karar alınarak onaylanmaz ya da onaylanır; kararname ya da yönetmelik olarak çıkarılır.

İnsiyatif; Kararların doğruluğunu teyit edebilme yetkisi. Buradan çıkan kararlar yasa değil, yalnızca il için yapılması gereken fiziksel ve sosyal etkinlikleri ve hizmetleri kapsar. Belediye ve bakanlıklar gibi halkın da meclise önerge sunabilme yetkisi vardır. Yılda en az 3 kez toplanan il temsilcilerinin Ankara´daki toplantıları meclisin müsaitliğine ve isteğe göre açık oturum biçiminde halka açık yapılabilir. Aynı ilde yaşayan halk o il içinden en az 3.000 imza ile yaşadıkları il için rahatsız oldukları konu hakkında önerge hazırlayıp meclise sunabilirler, halk tarafından sunulan önergeler en az 3 temsilci ve 3.000 imza atılarak oluşturulmak zorundadır. Sunulan önergeler meclis kürsüsünde halka açık oturum ile meclis temsilcileri tarafından tartışılarak onaylanmaz ya da onaylanır; yönetmelik ya da kararname olarak çıkarılır, halka ilan edilir. Sunulacak önergeler her zaman olduğu gibi önce anayasa mahkemesi tarafından incelenir anayasaya aykırı bulunmazsa meclise gönderilir.

Belediye yönetimlerinden bağımsız bütün ülke milletler meclisinden çıkan anayasa mahkemesi ve bilirkişilerce onaylanan kanunlarla yönetilir. Kanunlar değiştirilebilir ve değiştirilemez olarak çıkarılır; ülke bütünlüğü, devletin yönetim şekli, resmi dil vb. yasalar değiştirilemez yasalardır.
Bunun dışında eşitlik hak ve özgürlüklerle ilgili yasalar da değiştirilemez yasa olarak çıkarılabilir, değiştirilemez yasa çıkarılması için meclisten %90´ın üstünde karar birliği sağlanmalı, anayasa mahkemesi ve bilirkişi heyeti tarafından onaylanması gerekmektedir eğer anayasa mahkemesi ya da heyet tarafından onaylanmazsa veto edilerek tekrar incelenir 90´ın üzerinde oy birliği sağlanırsa anayasa mahkemesinin onayıyla yasa geçebilir, anayasa mahkemesi tekrar veto ederse yasa tasarısı 5 yıl sonra toplanacak sonraki meclis tarafından tekrar oylanmak üzere rafa kaldırılır, burada ilk seferde onaylanmazsa yasa tasarısı iptal edilir.

 

1.Anayasa mahkemesi: meclisten çıkarılacak yasaları, anayasanın değiştirilemez olan ilk 4 dört maddesine ve değiştirilemez olarak çıkarılan hukuksal kapsamdaki diğer yasalara uygunluk denetimi sağlamak amacıyla kurulmuştur ve hiçbir yasa anayasa mahkemesinin onayı olmadan çıkarılamaz. Böylece çıkarılan her yeni yasa önceki yasalarla ölçülerek çıkarılmış olur ve devlet kimliği güçlenir. Bu da değiştirilemez olan yasaları ve hukukun üstünlüğünü her zaman korur. Değiştirilebilen yasalar için bu kadar zorluk uygulanmaz; meclis ve anayasa mahkemesi onaylayınca ilgili bakanlığa gönderilir ilgili bakanlığın onaylamamak için gerekçesi varsa eğer yasa tasarısını veto edebilir. Bu sistemde mahalleler vardır ancak muhtarlıklar yoktur. (işlevsizdir) Yönetim bütünlüğü sağlanmalıdır. Bu sistemde yönetim bakanlıklar ve ordu olarak ayrılmıştır, ordu halkın güvenliğinden ve ülkenin iç-dış (terör ve savaş) güvenliğinden sorumludur, bürokrasiyi her alan ve konu için ilgili bakanlıklar yapar.

 

Bürokrasi; Halkla ve diğer ülkelerle yapılan üst düzey iletişim.

Bu sistemde yönetim demokrasiyle seçilir.  Demokrasinin kötüye kullanılması yani halkın kandırılarak ya da zorla oy verdirilmesi demokraside tekelleşme gibi demokrasinin açıkları bu sistemle kapatılarak üst düzey bir yönetim sağlanacaktır.

2.Yönetim: meclistir. Ülkede en sorumlu karar merkezi meclistir, meclis karar çıkartır anayasa mahkemesi denetler, anayasa mahkemesinden onay alırsa karar ilgili bakanlığa gönderilir bakanlıktaki her birim ve yönetim de dahil kendi alanında eğitimli olmak zorundadır- bakanlık inceler eğer bulunduğu bakanlık için yanlış bir karar olduğunu düşünürse akademik olarak neden yanlış olduğunu açıklayan kapsamlı bir rapor hazırlar anayasa mahkemesine gönderir. Anayasa mahkemesi bünyesindeki bilirkişi heyeti ile birlikte raporu inceler bakanlığın gerekçesini haklı bulursa veto ederek meclise raporla birlikte geri gönderir, meclisin kararda düzeltmeye gitmesi ya da kararı iptal etmesi beklenir. Bakanlıklarda meclisten gelen kararların incelenmesi için yönetim toplantıları düzenlenir, bakanın tek başına karar alması mümkün değildir. Böylece her alanda doğru, bilimsel, yasal ve demokratik bir yönetim sağlanır.

 

“Parlamenter sistem de monarşiden doğmuştur, bu sistemle demokrasi tam anlamıyla sağlanamaz”

“Halk ya da halkı yönetenler tam anlamıyla eğitilmedikçe ve yasalarla denetim altında tutulmadıkça kötü bir demokrasi sağlanır”

Mutlak halk egemenliği sisteminde belediyeler:

-Belediyeler bir ilin fiziki gelişimini yönetebilecek ve sağlayabilecek biçimde oluşturulmuşlardır, belediye başkanlıkları üniversitelerin yerel yönetimler bölümü mezunlarının (yine kıdemle) atandığı alandır.

-Belediyelerde sınavla yerleştirilmiş peyzaj mimarı, çevre mühendisi gibi şehir planlamasında görev yapabilecek birimler bulunur.

-Belediyeler çevre düzenleme, köprü yol, restorasyon gibi bütün il planlama işlerini kendi bünyesinde yapar ihale olmadığı için yolsuzlukların ve rüşvetin önüne geçilir devlet ve halkın ekonomi ve çalışma alanı ayrılır.-Belediyeler çalışmalarını vergi ile ve hazineden alınan aylık belli miktar bütçe ile yapar, yıllık kullanılmayan miktar halka geri dağıtılır.

Mutlak halk egemenliği sisteminde meclis:-Meclis devlet yönetiminde en büyük iradedir.

-Meclisi anayasa mahkemesi denetler her yıl birer kez her bir milletvekili hakkında rapor hazırlayarak belli zamanlarda halka sunar, böylece halk vekilleri denetleyebilir, bu rapor sicil olarak kullanılır ve anayasa mahkemesinde bu raporlamayı yapan bir denetim kurulu vardır.

-Meclis üyeleri 5 yılda bir seçimle yenilenir, meclis üyeleri en yüksek 3 kez yeniden aday gösterilebilir, meclis üyeleri 2. meclis dönemleri sonunda emekli olabilir, meclis üyelerinin maaşı asgari ücrete endekslidir ve asgari ücretin 3 katından daha fazla olamaz, bakanlar da aynı maaşı alırlar. Bakanlıklarda ve belediyelerde kıdemler arasında en yüksek %20 maaş farkı vardır.

Seçimler her 5 yılda bir yapılır, erken seçim vb. durumlar söz konusu değildir.

-Meclis başkanı vekillerin kendi aralarında gönüllü olanların yaptıkları seçimle olur, diğer vekillerden görece farkı yoktur, yalnızca meclisteki düzenden sorumludur.-Bakanlık açma yetkisi meclistedir, bu noktada değişmez kanun çıkarma aşamalarının aynısı uygulanır, yasalar gereği uygulanması mümkün olmayan bakanlıklar dışında gelişen dünyaya ayak uydurmak için gerekli bakanlıklar açılmalıdır. [(örneğin; uzay işleri bakanlığı, teknoloji ve bilişim bakanlığı) bakanlık içinde görevlendirme diğer bakanlıklar gibi olacaktır.]

 

Özgürlük hakkında yönelgesel eleştiriler: Devlet halkın hangi dine inandığıyla ilgilenmez, devlet yönetiminde dinin yeri olmadığı gibi bunla ilgili halka herhangi bir yaptırım da uygulamaz. (Devlet yalnızca yasalarla yönetilir.) Ancak laiklik böyle sağlanmış olur.

Devlet bünyesinde dinle ilgilenen birimler yoktur, eğitim çağdaş uygulanır devletin dini halka öğretme ya da nasıl uygulanacağına karışma gibi bir yetkisi yoktur. Devletin din eğitimi vermediği gibi, 18 yaş altı çocukların yasa dışı cemaatler, okullar gibi kurumlarda herhangi bir propagandal öğreti yaymak kesinlikle yasak ve yapanlar ağır ceza alır. (anayasal hükümler uygulanacaktır)
-Yukarıda değinilen propagandal öğretilere ideoloji ocakları, ideoloji yayan dernekler, her türlü cemaat ve bu gibi her kurum dahildir. ( Yani yalnızca dini değil propagandanın her türlüsü yasaktır.)

Düşünce özgürlüğü nedir? Kişinin özgür iradesiyle düşünce ve (kendi hayatıyla ilgili) karar üretebilmesidir. Propaganda, kişinin düşüncelerine sabotaj yaparak kişiyi bu özgürlüğünden alıkoyar, suçtur.

Cami, kilise, cemevi gibi ibadethanelerin bakımı ve sorumluluğu halka aittir, devletin ibadethane açma halka din dayatma gibi bir görevi olamaz, bu ibadethanelerde çalışanlar gönüllü olarak çalışırlar herhangi bir beklenti içinde bulunamazlar ancak böylece inanç özgürlüğü sağlanmış olur.

Devletin dine karışmaması din özgürlüğünün doğmasını sağlayacaktır.

Toplumlar için en büyük propaganda aracı dindir, (kullanılır) propaganda yapılması önlenince inanç özgürlüğü sağlanacaktır, inanç ve düşünme özgürlüğü sağlanmadan tam demokrasiden söz edilemez. Laik anlayışın tam sağlanması için din işlerinin devlete karışmadığı gibi devletin de din işlerine karışmaması gerekir. Yukarıda söz edilen konular anayasada değiştirilemez maddeler olarak (düşünce özgürlüğü ifadesiyle) bulunur, -devlet düşünce özgürlüğü sağlamakla yükümlüdür- bu sistemin uygulanması için bu özgürlüklerin sağlanmış olması gerekir bu yüzden anayasada “düşünce özgürlüğü” kapsamında yer bulur.

30.07.2018 RAHİME YILDIRIM – Sevgilerle